Bu akşam bir başka gece,
Diyerlerine benzemiyor, nedenmi?
Nedeni belli, farklı olduğunu söğledimya,
Duymadınmı! duymassın tabi
Yanımda değilsin,
Bilsen belki soracaksın,
Neden böğle yazıyorsun diye,
Belki aklımı yitirdim belki benliğimi,
Zor geliyor bana yokluğun,
Çekilmez oldu gecelerim,
Artık bir düzenim kalmadı,
Kayıtsız ve şartsızım,
Nereye baksam sana cıkıyor mantığım,
Yanlış olduğunu bilsem bile,
Tüüüm bildiklerim ve bilmediklerim.
Yine hakim olamıyorum kendime,
Yazdığım şiirde bile,
Deliler gibiğim yokluğunda,
Varlığını yaşamaya çalışıyorum,
Her nekadar sen beni bilmesende,
Ben bendeğilim başka biriğim artık.
Tanımıyorum kendimi
Senin tanıdığın gibi,
Yine saçmalıyorum sen yoksun diye,
Kafiye kuramaz halde
Bu şiirin içinde,
Bumu dersin belki bu
Belki daha kötüsünde.
Ayk...
30 Nisan 2007 Pazartesi
BİR BAŞKA GECE
NAMAZ
Allahü Teala buyuruyor:
“ Namazı dosdoğru kılınız.” Bakara: 110
“ Ve onlar namazlarına devam ederler.” Müminun: 93
“ Muhakkak ki namaz müminler üzerine vakitleri beyan ve tespit edilmiş farzdır.”
Nisa: 103
“ Rüku edenlerle beraber rüku ediniz.” Bakara: 43
“ Onlar namazlarında huşu sahibidirler.” Müminun: 2
“ Elbette seni hoşlanacağın bir kıble ye döndüreceğiz. Artık, Mescid-i Haram tarafına çevir. Siz her nerede olursanız, namazda yönünüzü o Mescid tarafına çevirin.”
Bakara: 144
“ Namazları ve orta namazı koruyun. Gönülden bağlılık ve saygı ile Allah için kıyam edin (ayakta durun).” Bakara: 238
NOT: Burada geçen “orta namaz” sözü, ikindi namazını ifade etmektedir.
“ Namazda Kur’an’dan kolayınıza geleni okuyun.” Müzzemmil: 20
“ Ey iman edenler! Rüku edin ve secde edin, Rabb’inize ibadet edin, hayır işleyin ki kurtuluşa erin!” Hacc: 77
“ Secde et ve (Rabb’ine) yaklaş!” Alak: 19
“ Namazlarında huşu içinde olan mü’minler muhakkak felaha ermişlerdir.”
Mü’minun: 1-2
“ Allah’ın huzurunda tam huşu ve hudü ile durun!” Bakara: 238
“ Ey iman edenler! Sabır ve namaz ile Allah’tan yardım isteyin. Çünkü Allah muhakkak sabredenlerle beraberdir.” Bakara: 153
“ Ey Muhammed! Sana vahyolunan kitabı oku. Namazı dosdoğru kıl. Şüphesiz ki namaz, insanı fuhuş ve kötü şeylerden alıkoyar. Allah’ı anmak elbette en büyük bir ibadettir. Allah ne yaptığınızı çok iyi bilir.” Ankebut: 45
Allahu Teala, secdeleri kendisine yakınlaşma vesilesi kılarak şöyle buyurdu:
“ Secde et ve yaklaş.” Alak: 19
“ Onlar öyle kişilerdir ki, ticaret ve alışveriş onları Allah’ı zikretmekten ve namaz kılmaktan alıkoymaz.” Nur: 37
Peygamber (s.a.v.) Efendimiz, ev halkının masraflarını vermekte darlandığı ve bir zorlukla karşılaştığı zaman onlara namaz kılmalarını söyler ve şu ayet-i kerimeyi okurdu:
“ Aile efradına namazı (kılmalarını) emret. Kendin de ona sabırla devam et. Biz senden bir rızık istemiyoruz. Seni (ve aile efradını) biz rızıklandırıyoruz. Güzel akibet, takva sahiplerinindir.” Taha: 132
Kur’an-ı Kerim’de namaz, beş vakit olarak farz kılınmıştır. Konuyla ilgili olarak Rabb’imiz şöyle buyurmaktadır:
“ Haydi akşama girerken, sabaha ererken Allah’ı tenzih (tesbih) edin (namaz kılın) Göklerde ve yerde hamd O’nundur. Gündüzün nihayetinde de,
“ Habibim! Günün zevalinden gecenin karanlığına kadar namazın ikamesine ve bilhassa
“ O halde sen, onlar ne derlerse sabret. Güneşin doğmasından evvelde, batmasından evvel de Rabb’ini hamd ile tesbih et. Gecenin bir kısım saatlerinde ve gündüzün etrafında dahi tesbih et ki rıza (yı ilahiye) eresin.” Taha: 130
“ Gündüzün iki tarafında, gecenin de yakın saatlerinde dosdoğru namaz kıl. Çünkü güzellikler kötülükleri (günahları) giderir. Bu, iyi düşünenlere öğüttür.”
Hud: 114
Namaz öyle önemli ve büyük bir ibadettir ki, savaş esnasında bile kılınması emredilmiştir. Nitekim Rabb’imiz şöyle buyurmaktadır:
“ Sen de içlerinde bulunup onlara namaz kıldırdığın vakit, onlardan bir kısmı seninle beraber namaza dursunlar. Silahlarını da yanlarına alsınlar. Bunlar secde edip rekatı bitirdiler mi düşman karşısına çekilsinler. Kılmamış olan diğerleri gelsin ikici rekatı seninle kılsınlar. Ve bu ikinci taife namaza gelirken uyanık ve hazır bulunsunlar, silahlarını da yanlarına alsınlar.” Nisa: 102-103
Namazı terketmek, Müslümanların hayatında İslam’ı devre dışı bırakmanın, Allah’a isyanın başlangıcı ve O’na itaatten yüz çevirmenin ifadesidir. Şehvetlere uymanın, insan dışı yaşamanın yolunu açar.
“ Sonra arkalarından öyle bir nesil geldi ki, onlar namazlarını terkettiler, şehvetlerine uydular. İşte onlar derin bir çukura atılacaklardır.” Meryem: 59
“ Yazıklar olsun namaz kılanların haline ki, onlar kıldıkları namazdan gafildirler. Onlar gösteriş yaparlar. En ufak bir yardımı dahi esirgerler.” Maun: 7-4
Namaz kılmayanların cehenneme atılarak cezalandırılacakları ile ilgili Allahu Teala Kur’an-ı Kerim’inde şöyle buyurmaktadır:
“ (Kıyamet günü günahkarlara sorulur): ‘ Sizi cehenneme sokan nedir?’ (Günahkarlar) dediler: Biz namaz kılanlardan değildik, yoksula yedirmezdik. Biz de batıla dalanlarla beraber (batıla) dalardık.” Bakara: 45
Namaza üşenerek kalkmak ve onu istemeyerek kılmak nifak alametidir. Nitekim Rabb’imiz şöyle buyurur:
“ Onlar (münafıklar) namaza kalktıkları zaman üşenerek kalkarlar. İnsanlara gösteriş yaparlar. Allah’ı da çok ancak pek az zikrederler.” Nisa: 142
“ Ey iman edenler! Cuma günü namaz için çağrıldığınız zaman Allah’ın zikrine koşun.”
Cuma: 9
“ Ey Ademoğulları! Her mescidde (namazda) güzelce ve düzgünce giyinin.” A’raf: 31
NAMAZLA İLGİLİ OLARAK PEYGAMBER (S.A.V.) EFENDİMİZ’İN HADİS-İ ŞERİFLERİ
“ Namaz için ezan okunduğunda, şeytan ezanı duymamak için arkasını dönüp kaçar. Ezan bitince tekrar geri gelir. Namaz için kamet edilince yine arkasını dönüp kaçar. Kamet bittiğinde yine gelir ve kişi ile nefsi arasına sokulur ve ona: Filan şeyi hatırla, filan şeyi hatırla diyerek, namazdan önce aklında olmayan şeyleri hatırlatır da, neticede insan kaç rek’at namaz kıldığını bilemez olur.” Buhari, Ezan, 4
“ Her şeyin bir özü vardır. İmanın özü namaz ve namazın özü ise iftitah tekbiridir.”
Ramuz el-Ehadis, s. 350
NOT: Burada geçen “İftitah Tekbiri” nin anlamı, namazın başlangıcında Allahu Ekber demektir. Bir hadis-i şerifte, namazın tahrimesinin (dünya işleriyle ilgili hareket ve konuşmaların haram olmasının) tekbir ile başladığı ifade edilir.
“ Kulun, Rabb’ine en yakın olduğu hal, secdeye varmış olduğu haldir. Artık secdede duayı çokça yapınız.” Müslim, Salat, 215
Kur’an’ın önsözü ve anahtarı olması bakımından Fatiha suresine, Fatihatü’l-Kitab da denilmektedir. Resulullah (s.a.v.) Efendimiz, bu sure hakkında;
“ Fatihatü’l-Kitab’ı okumayanın namazı yoktur.” buyurmuşlardır.
Fıkhu’s-Sünne, c. 1, s. 138
“ İmam: ‘Gayri’l-mağdubi aleyhim vele’d-dallin’ deyince siz de: ‘Amin’ deyiniz. Zira her kimin ‘Amin’ demesi meleklerin ‘Amin’ demesine uyarsa, geçmiş günahları bağışlanır.”
Buhari
“ Namazın anahtarı temizlik, başlangıcı tekbir, bitişi ise selamdır.”
Peygamberimiz (s.a.v.) Efendimiz; “ namazda horozun gagalaması gibi gagalamayı, köpek oturuşu gibi oturmayı ve tilki bakışı gibi sağa sola bakmayı yasaklamıştır.”
Fıkhu’s-Sünne, c. 1, s. 175”
Huşu; kalbin yalnızca Allah’a teslim olması, O’ndan başka bir şeyle meşgul olmaması, O’nun zikriyle tatmin olup huzur bulmasıdır. Peygamber (s.a.v.) Efendimiz, namazda huşuya engel olacak şeylerden kaçınmış ve kaçınmayı tavsiye ederek şöyle buyurmuştur:
“ Yemek hazırlanmışken veya küçük, büyük abdest sıkıntısı varken kılınan namaz, kamil bir namaz olmaz.” Riyazu’s-Salihin, c. 3, s. 273
Başta Buhari olmak üzere bütün hadis külliyatının iman bölümünde rivayet edilen haberde Cebrail (a.s.)’in insan suretinde gelerek Peygamber (s.a.v.) Efendimize iman’ın ne olduğunu, islam’ın ne olduğunu sorarak cevabını almasından sonra üçüncü olarak da “ İhsan nedir” diye sormuş, Rasülullah (s.a.v.) Efendimiz de:
“ İhsan, Allah’ı görüyormuş gibi ibadet etmendir. Çünkü sen O’nu görmüyorsan bile O seni görmektedir.” diye cevap vermiştir.
“ Cemaatle kılınan bir namaz, yalnız başına kılınan yirmiyedi namaz gibidir.”
Buhari, Ezan, 30
“ Bir kimse evinde güzelce temizlenir de Allah’ın farzlarından birini ödemek maksadıyla mescidlerden birine giderse, attığı adımlardan biri günahlarını siler, diğeri de onun derecesini yükseltir.” Müslim, Mesacid, 282
Peygamber (s.a.v.) Efendimizin, 63 yıllık ömrünün sonunda ruhunu teslim ederken yaptığı son nasihat, namaza dikkat etmek hususunda olup; bu, O’ndan rivayet edilen son hadis-i şeriftir. Hazreti Enes (r.a.) anlatıyor:
“ Rasülüllah (s.a.v.)’ a ölüm geldiği vakit, canı çekişirken yaptığı vasiyyetin hepsi:
‘ Namaz (ı ihmal etmeyin!) ve sağ elinizin sahip oldukları (yani kölelerinizin hukukuna riayet edin!)’ demek olmuştur.”
![]()
Hazret-i Ali (r.a.)’ nin namaz vakti gelince, vücudu titremeye başlar ve yüzü sararırdı. Sebebini soranlara şöyle derdi:
“ Yerlerle göklerin kaldıramadığı, dağların taşımaktan aciz kaldığı bir emaneti eda etme zamanı gelmiştir. Onu kusursuz olarak yapabilecek miyim, yapamayacak mıyım bilemiyorum.”
Hazret-i Osman (r.a.) bütün geceyi uyanık geçirir ve bir rekatta bütün Kur’an-ı Kerim’i hatmettiği olurdu.
Misver bin Mahreme diyor ki:
Ömer bin Hattab hançerlendikten sonra yanına geldim. Oradakilere:
“ Durum nasıl?” dedim.
“ Gördüğün gibi” diye cevap verdiler.
“ Namazı hatırlatarak onu uyandırın. Namazdan daha önemli olsa dahi, başka bir şeyle onu uyandıramazsınız.” dedim.
“ Ey mü’minlerin emiri namaz vakti geldi” dediler.
“ Ha! Peki kalkayım.” dedi.
İslam’da namazı terkedenin durumunu düşündü. Yarasından kan aka aka namazını kıldı.
Taberani, Hayatü’s-Sahabe
İşte ashab-ı kiram namazlarını böyle kılarlardı.
![]()
“ Herşeyin bir alameti vardır. İmanın alameti ise namazdır.” Buhari, İman, 134
“ İnsanla şirk arasında namazı terketmek vardır.” Müslim
Namaz, Rabb’imizin bize lütfettiği en büyük nimettir ki, onun kıymetini, Allahu Teala’nın, namazın lezzetini tattırdığı kimseler bilir. Bunun içindir ki Peygamber (s.a.v.) Efendimiz,
“ Gözümün nuru namaz” buyurmuş, onun manevi lezzetinden dolayı gecenin çoğunu namazla geçirmiştir.
“ Bizimle onlar (küfür ehli) arasındaki ayırıcı temel unsur namazdır. Namazı terk eden kimse küfre düşer.” Tirmizi, İman, 9
“ Kim, bütün dünyevi düşüncelerden sıyrılarak kalb huzuru ile iki rekat namaz kılarsa, bütün geçmiş günahları bağışlanır.” Et-Terğib ve’t-Terhib, c. 1, s.252
“ Namaz şükrün bütün çeşitlerini biraraya toplar.”
“ Açıktan açığa büyük günah işlenmediği sürece beş vakit namaz ile Cuma namazı, diğer cumaya kadar arada işlenen günahlara keffaret olur.” Tirmizi, Mevakit, 46
“ Bir müslüman, farz namazın vakti geldiğinde güzelce abdest alır, huşu içinde ve rükuunu da tam yaparak namazı kılarsa büyük günah işlemedikçe, bu namaz öteki günahlarına keffaret olur. Bu her zaman böyledir.” Müslim, Taharet, 7
Peygamber (s.a.v.) Efendimizin, mafsal sağlığı ve mafsalların şükrü ile ilgili bir hadis-i şeriflerinde şöyle buyurmuşlardır:
“ İnsanda 360 mafsal vardır ki her mafsal mukabilinde günde yüz sadaka vermek lazım gelir. Dediler ki buna nasıl takat getiririz? Diye sorulduktan sonra buyurdu ki mescitte gördüğün bir tükürüğü gömersin, yoldan rahatsızlık veren bir şeyi kaldırırsın, işte bunlar sadakadır. Daha olmazsa iki rekat kuşluk namazı kılarsın olur biter.”
Kenzül Umal, c. 6, s. 412
“ Bir kul şükründe ve amelinde kusurlu olursa Allah onu sıkıntılara düçar eder.” Cami’us-sağir, c. 1, s.122 “ Allahu Teala Mirac gecesinde ümmetim üzerine elli vakit namazı farz kıldı. Ben ise O’na münacaat ederek hafifletilmesini istedim. Sonunda namazı bir gün ve gecede beş vakte indirdi.” Buhari, Salat, 1
“ Ayakta kıl, gücün yetmezse oturarak kıl, ona da gücün yetmezse yan üstü yatarak kıl, olmazsa işaretle kıl.” Buhari
Anlaşıldığı gibi namaz kılmama gibi bir durum sözkonusu değildir. O mutlaka her halükarda yerine getirilmesi gereken bir ibadettir.
“ Kim, vakti geçinceye kadar bekleyip de namazı kılmaz ve kazaya bırakırsa, sonra onu kaza etse dahi cehennemde bir hukb müddetince yanacaktır. Hukb ise, seksen yıldır. Yıl da, üç yüz altmış gündür ve her günün (kıyamet gününün) ölçüsü (dünya gününe göre) bin yıldır.” Hakim ve Beyhaki
“ Kimin bir tek namazı dahi geçip gitse, sanki onun bütün malı ve çocuğu elinden alınmış gibidir.” Nesai
“ Namazı olmayanın dini yoktur. Çünkü namazın dindeki yeri, başın vücuttaki yeri gibidir.” Taberani
BU OKUDUKLARIMIZDAN ŞU SONUCU ÇIKARABİLİRİZ:
“ NAMAZ KILMAYAN MÜSLÜMAN, KAFİR OLMAZ AMA KAFİR DE NAMAZ KILMAZ. ”
NAMAZDA OKUNAN DUA VE SURELERİN ANLAMLARI
Allahu ekber
Anlamı:
Allah en büyüktür.
Subhaneke Duası:
“Subhaneke Allahumme ve bihamdik. Ve tebarekesmuke ve Teala cedduke... Vela ilahe ğayruke.”
Anlamı:
“Ey Allah’ım! Seni tesbih ederim (noksanlıklardan uzak tutarım) ve Sana hamdederim. İsmin pek mübarek, şanın pek yücedir. Ve Senden başka ilah da yoktur.”
Euzu Besmele:
“Euzubillahimineşşeytanirracıym”
Bismillahirrahmanirrahıym
Anlamı:
“Allah’ın rahmetinden kovulmuş şeytandan, Allah’a sığınırım.”
Rahman (rahmeti sonsuz olan, Kendisine inanan, inanmayan herkese rahmet ve merhametinin tüm nimetlerini ayrımsız sunan) ve Rahıym ( rahmet ve merhameti sınırsız olan, dünya hayatını buyruklarına uygun biçimde yaşayanlara, ölüm sonrasında özel rahmetler sunan) olan Allah’ın adıyla.
Fatiha Suresi:
El-Hamdü li’llahi Rabbi’l-alemin ( Hamd,alemlerin Rabbi olan Allah’a mahsustur.) deyince, Yüce Allah “Kulum beni hamdetti.”
er-Rahmani’r-Rahim ( O,Rahmandır ve Rahimdir.) deyince, Yüce Allah “Kulum beni övdü.” der.
“Maliki yevmi’ddin (Ceza gününün malikidir.) deyince, Yüce Allah “Kulum beni yüceltti.” der.
“iyyake na’budu ve iyyake nesta’in” ( Ancak Sana kulluk ederiz ve yalnız Senden medet umarız) deyince, Yüce Allah “bu benimle kulum arasında bir ahiddir, kuluma dilediği verilir.”, der.
“ihdina’s-sırate’l-mustakim, sırate’llezine en’amte aleyhim, ğayri’l-mağdubi aleyhim vele’d-dallin” ( Bize doğru yolu göster.Kendilerine lütuf ve ikramda bulunduğun kimselerin yoluna; gazaba uğramışların ve sapmışların yoluna değil.) deyince, Yüce Allah “Bunlar kulumundur ve kuluma dilediği verilir.” buyurur.
Amin
Anlamı:
Allah’ım, Sen (duamızı ve ibadetimizi) kabul et.
Her namaz kılanın Fatiha suresini okuduktan sonra, “Amin” demesi sünnettir.
Subhane Rabbiyelazim
Anlamı:
Yüce Rabb’imi tesbih ve tenzih ederim.
Semi’Allahu limen hamideh
Anlamı:
Allah kendisine hamdedenin hamdini işitir ve kabul eder.
Allahumme Rabbena leke’lhamd
Anlamı:
Ey Rabb’imiz olan Allah! Hamd Sanadır!
Subhane Rabbiy’el-Ala
Anlamı:
En yüce olan Rabb’imi, tenzih ederim.
NOT: Her rekatta iki defa secde etmemizin nedeni şudur: Birinci secde, topraktan yaratıldığımıza; ikinci secde ise yine toprağa döneceğimize işarettir.
Şeytan bir secdeyle emrolundu ve o bunu yapmadı. Biz ise, şeytanın bu davranışına karşı, iki secde ederek şeytana tepkimizi ortaya koyarken Rabb’imize daha çok yakınlaşmış oluyoruz.
et- Tahiyyatü
Anlamı:
Peygamberimiz (s.a.v.) Miraca çıktıklarında Cenab-ı Hakkın huzuruna vardıkları zaman, Ettehiyyatü’deki kelimeler ve cümlelerle konuşmaya başladı. Bu konuşma şu şekilde olmuştu:
“ Ettehiyyatü lillahi vessalavatü vettayyibatü; esselamu aleyke eyyühennebiyyu ve rahmetullahi ve berekatühü; esselamü aleyna ve ala ibadillahissalihin. Eşhedü enla ilahe illellah ve eşhedü enne Muhammeden abduhu ve Resuluh.”
Anlamı:
“ Her türlü tazim ve saygı, tüm ibadetler ve tüm övücü güzel sözler Allah’a mahsustur. Selam, Allah’ın rahmeti ve bereketi senin üzerine olsun, ey Peygamber! Selam bizim ve Allah’ın salih kullarının üzerine olsun! Ben şehadet ederim ki, Allah’tan başka ilah yoktur. Yine şehadet ederim ki, şüphesiz Muhammed O’nun kulu ve Resulü’dür.”
Böylece Peygamber (s.a.v.) Efendimiz’in Allahu Teala ile Miraç’ta gerçekleştirdiği bu sohbet ve selamlaşma; müminin miracı olan namazın teşehhüt aşamasında kul ile Allah arasında gerçekleşmiş olur.
Allahümme salli
“ Allahümme salli ala Muhammedin ve ala al-i Muhammedin kema salleyte ala İbrahime ve ala al-i İbrahime, inneke Hamidun Mecid.”
Anlamı:
“ Ey Allah’ım! Muhammed’e ve Muhammed’in aline rahmet et! İbrahim’e ve İbrahim’in aline rahmet ettiğin gibi.”
Allahümme barik
“ Allahumme barik ala Muhammedin ve ala al-i Muhammedin kema barekte ala İbrahime ve ala al-i İbrahime inneke Hamidun Mecid.”
Anlamı:
“ Ey Allah’ım! Muhammed’e ve Muhammed’in aline bereket ver! İbrahim’e ve İbrahim’in aline bereket verdiğin gibi.”
Esselamu aleykum ve rahmetullah
Peygamberimiz (s.a.v.) Miraca çıktığında Allah’ın huzurunda ayrılırken sağ taraftaki meleklere dönerek “ Esselamu aleykum ve rahmetullah” , sonra sol tarafa dönerek “Esselamu aleykum ve rahmetullah” buyurmuşlardır. Namazla Allah’ın huzurunda duran mümin kul da Allah’ın huzurundan, önce sağına sonra da soluna dönerek hem meleklere hem de tüm müminlere selam vererek ayrılır.
Namazdan sonra okunan dua:
“ Allahumme entesselamu ve minkesselamu tebarekte ya zelcelali velikram”
“ Allah’ım! Sen Selamsın ve selamet de senden gelir. Senin şanın yücedir, ey celal ve ikram sahibi!”
Namazların farzlarından sonra okunan Salat-ı Münciye (Salaten Tüncina) Duası:
“Allahümme salli ala seyyidina Muhammedin salaten tünci-na biha min cemii’l-ehvali ve’l-afat. (“afat” derken avuçlar aşağıya, bitince geriye çevrilir.) Ve takdi lena biha cemia’l-hacat ve tutahhirüna biha min cemii’s-seyyiat ve terfeuna biha a’le’d-derecat ve tübelliğüna biha aksa’l-gayat. Min cemii’l-hayrati fi’l-hayati ve ba’de’l-memat. Amin ya mücibe’d-deavat ve’l-hamdülillahi Rabbi’l-alemin. Amin.” deyip eller yüze sürülür.
Anlamı:
“ Allah’ım! Efendimiz Muhammed Mustafa’ya rahmet et. Öyle bir rahmet et ki, o rahmetinle bizi bütün korku ve belalardan kurtar. Bütün ihtiyaçlarımızı o rahmetinin hürmetine yerine getir. Bütün günahlarımızı o rahmetinle temizle. O rahmetin hürmetine bizi en yüce derecelere çıkar. O rahmetin hürmetine hayatta iken de, öldükten sonra da düşünülebilecek bütün hayırların en yücesine ulaştır. Duamızı kabul et, ey dualara cevap veren Allah’ım! Hamd alemlerin Rabbi olan Allah’a mahsustur. Amin. (Duamızı kabul et.)
NAMAZ SURELERİ DEDİĞİMİZ KUR’AN-I KERİM’İN SON 10 SURESİNİN ANLAMLARI
FİL SURESİ-105-
1-Rabbinin Ashab- ı Fil’e ettiklerini görmedin mi?
2- Onların hile ve düzenlerini boşa çıkarmadı mı?
3- Üzerlerine ebabil, sürü sürü kuşları salıverdi.
4- Bunlar onlara pişkin tuğladan yapılmış taşlar atıyorlardı.
5-Derken onları, kurt yeniği ekin yaprağına çeviriverdi.
KUREYŞ SURESİ -106-
1- Kureyş'in güven ve barış antlaşmalarından faydalanmalarını sağlamak için,
2- Kış ve yaz seferlerinde faydalandıkları andlaşmaların kadrini bilmiş olmak için,
3- Yalnız Bu Evin (Kâ’benin) Rabbine ibadet etsinler.
4- Kendilerini açlıktan kurtarıp doyuran, korkudan emin kılan (Rablerine kulluk etsinler)
MA'UN SURESİ –107-
1- Baksana şu dini, mahşer ve hesabı yalan sayana!
2- O, yetimi şiddetle itip kakar.
3- Muhtacı doyurmayı hiç teşvik etmez.
4- Vay haline şöyle namaz kılanların.
5-7- Ki onlar namazlarından gafildirler. (kıldıkları namazın değerini bilmez, namaza gereken ihtimamı göstermezler.) İbadetlerini gösteriş için yaparlar, zekat ve diğer yardımlarını esirger, vermezler.
KEVSER SURESİ –108-
1- Biz gerçekten sana verdik kevser.
2- Sen de Rabbin için namaz kıl ve kurban kesiver.
3-Doğrusu Seni kötüleyendir ebter!
Zürriyeti olmayan, kendinden sonra eseri kalmayan kimselere veya sonu gelmeyen kimselere, sonunda hayır olmayan işe de istiare suretiyle ebter denilmiştir. Sana oğlunun vefatından dolayı ebter diyerek, buğz edip sövenin kendisi her manasıyla ebterdir.
Gerçekte Resulullah (S.A.V.)’e buğzetmiş olanlar hep ebter olmuşlardır. Peygamberimize ebter (güdük) diyenler, onun erkek evladının vefatını bahane etmişlerdir. Halbuki, kız evladı vet onların evladı ve evladının evladı da zincirleme olarak evlattan, torunlardan, zürriyetten olduğundan dolayı Peygamberimizin nesli kesilmemiştir. Bununla beraber Resulullah’ın birçok erkek evladı da olmuşken, bunların uzun yaşamayıp da onun neslinin yalnız kız evladından çoğalmış olmasının da elbet bir manası ve hikmeti vardır. Bu da peygamberlerin sonuncusu olması ile izah edilmiştir. O’nun ruhani ve cismani kuvvetinin de feyiz vet kemali açıklanmak üzere kendisine hem oğul, hem kız nesiller de verilmiş, fakat peygamberlik şerefi kendisi ile bitirildiği vet bundan dolayı O’nun dini, kitabı kıyamete kadar baki olup kendisinden sonra peygamber gönderilmeyeceği cihetiyle oğullarının baki kalmaları halinde peygamberliğe mazhar edilmeleri bu hikmete uygun olmayacağı gibi, nübüvvetsiz olarak kalmaları da tam manasıyla hayırlı evlat olmalarına engel ve şanlarına eksiklik olacağından, onların masum olarak vefatları hem kendi haklarında, hem de Allah Resulu hakkında daha hayırlı daha kudsi olmuştur.
KAFİRUN SURESİ -109-
1- De ki: “Ey kafirler!”
2- Ben sizin ibadet ettiklerinize ibadet etmem.
3- Siz de benim ibadet ettiğime ibadet etmiyorsunuz.
4- Ben sizin ibadet ettiklerinize asla ibadet edecek değilim.
5- Siz de benim ibadet ettiğime ibadet etmezsiniz.
6- O halde sizin dininiz size, benim dinim bana.
NASR SURESİ -110-
1- Allah'ın yardımı ve zaferi geldiği zaman,
2- Ve insanların kafile kafile Allah'ın dinine girdiklerini gördüğün zaman,
3- Rabb’ini hamd ile tesbih et ve O'ndan af dile. Çünkü O tevvabdır, tevbeleri çok kabul eder.
TEBBET SURESİ -111-
1- Kurusun Ebu Leheb’in elleri. Zaten de kurudu!
2- Ona ne malı, ne de yaptığı işler fayda verdi.
3- O alev alev yükselen ateşe girecek.
4-5- Eşi de boynunda bükülmüş urgan olarak o ateşe odun taşıyacak.
İHLAS SURESİ -112-
1- De ki; O, Allah’tır, Tektir.
2- Allah, Sameddir.
3- Ne doğdu, ne de doğuruldu.
4- Ne de herhangi bir şey O’na denk oldu.
Samed kelimesinin çeşitli anlamları vardır. Bu kelimenin manası hakkında Ebu Hüreyre’den, “ Herkesten müstağni ve herkes kendisine muhtaç.” dediği rivayet edilmiştir.
FELAK SURESİ –113-
1- De ki: Sabahın Rabbine sığınırım.
2- Yarattığı şeylerin şerrinden,
3- Karanlığı çöktüğü zaman gecenin şerrinden,
4- Düğümlere üfleyip büyü yapan büyücü kadınların şerrinden,
5-Ve haset ettiği zaman hasetçinin şerrinden.
NAS SURESİ -114-
1- De ki: İnsanların Rabbine,
2- İnsanların yegane Hükümdarına,
3- İnsanların İlahına sığınırım.
4- O sinsi şeytanın şerrinden,
5- O ki, insanların kalplerine vesvese verir,
6- O şeytan cinlerden de olur, insanlardan da olur.
NAMAZIN FAYDALARI NELERDİR?
Rabb’imiz olan Allah, sebepsiz, hikmetsiz ve faydasız hiç bir şeyi kullarına emretmemiştir.
Dolayısıyla namaz ibadetini de sebepsiz, hikmetsiz ve faydasız farz kılmamıştır.
Öncelikle Cebrail (a.s.)’ın Peygamber (s.a.v.) Efendimize buyurduğu şu sözleri okuyalım:
“ Ya Resülellah! Allahu Teala buyuruyor ki: ‘ Allah hiçbir hastalık ve sıkıntı indirmemiştir ki onun ilacını göndermemiş olsun. Deki;
1.
2.
3. İkindi namazı, sorgu meleklerinin sıkıntısının ilacıdır,
4.
5. Yatsı namazı, Sırat Köprüsü’ndeki sıkıntının ilacıdır.’”
İşte vakit namazlarının sayısının sebep ve hikmetleri de budur. Dikkat edilirse insanoğlu-nu bekleyen altıncı bir ana sıkıntı da yoktur. Beş sıkıntının ilacı beş vakit namazdır.
Şimdi namazın faydalarına geçelim. Namazın faydalarını iki grupta toplayabiliriz:
· Manevi Faydalar ve
· Maddi Faydalar.
NAMAZIN MANEVİ FAYDALARI
1. Namaz, mü’minin kalbine huzur verir. Namaz gönülleri manevi neşe ve feyiz ile doldurur. Peygamber (s.a.v.) Efendimiz, üzüntü, sıkıntı ve keder zamanlarında huzur ve rahata kavuşmak için “Ey Bilal! Kalk, ezan oku da namaz kılalım ve huzura kavuşalım.” buyururlardı. İbadetlerin en büyüğü namaz olduğuna göre, kul en büyük huzur ve rahatlığı namazla elde eder.
2. Namaz, manevi bir ziyafettir. Allah’ı gerçek manada seven kişi, O’nun çağrısına icabet etmekten ve huzurunda durmaktan manevi zevk, lezzet ve haz alır, Allah ile buluşmaktan şeref duyar. Bu ise bir kul için en büyük ikram ve ziyafettir. İmanın alameti olan namazdan zevk alabilmek için kalbi nifak, şek, şüphe ve dünyevi meşgalelerden uzak tutmak gerekir.
3. Namaz, İslam’ın esası, imanın alameti ve Allah’a kulluğun sembolüdür. Bunun içindir ki, Peygamber (s.a.v.) Efendimiz, “ Her şeyin bir alameti vardır. İmanın alameti ise namazdır.” buyurmuşlardır. Buhari, İman, 134
4. Namaz kötülüklerden korur. Kalblere Allah korkusunu yerleştirerek insanı kötülüklerden alıkoyar ve günah işlemekten korur. Ebu el-Aliye hazretleri şöyle diyor: “ Allahu Teala’nın (Şüphesiz ki namaz, insanı fuhuş ve kötü şeylerden alıkoyar) buyruğunun maksadı namazın üç özelliğidir; ihlas, Allah korkusu ve Allah’ı anmak. Bir namazda bunlar bulunmuyorsa kılınan namaz, namaz değildir.”
5. Namaz, kalbi temizleyen, ruhu aydınlatan, insanı yüksek duygulardan haberdar eden en güzel bir ibadettir. Rasülullah (s.a.v.) Efendimiz, beş vakit namazın, suyun kirleri temizlediği gibi günahları temizlediğini buyurur. Buhari, Mevakit, 6
6. Namaz, insanı Allah’a yaklaştırır. Namazdaki secde hali, Allahu Teala’ya gösterilen saygı ve tevazunun en yüce ve mükemmel bir ifadesidir. Her kim ki, Allah’a namazla yaklaşırsa, O’nun haricinde herşeyden uzak olur. Hakiki yakınlık da işte budur.
7. Namaz, rızkımızın bol ve bereketli olmasına sebep olur. Halbuki bir çok kimseler rızık endişesine düşerek namazlarını ihmal etmektedirler. Hakiki müslüman olan Ashab-ı Kiram’ı, ne malları ne evlatları ne de ticaret ve alışverişleri, Allah’ı anmaktan ve namaz kılmaktan asla alıkoymamıştı. Büyük müfessirlerden Mücahid (r.a.) şöyle buyuruyor: “ Namaz vakitlerine dikkat edip titizlik gösterenlere, İbrahim (a.s.) ve oğullarına verilen bereket (bolluk) gibi bereket verilir.” Bu bolluk, ya gözle görülür şekilde verilir ya da kanaat şeklinde insanın kalbine yerleştirilir.
8. Rabb’imizin bize verdiği sayısız nimetlerine karşı şükran borcumuzun ifası, ancak namaz kılmakla mümkündür. Namaz bir şükran vazifesidir. Şükrü iki ye ayırmak mümkündür: 1. Kavli şükür (sözle yapılan şükür. Elhamdülillah demek gibi.) 2. Fiili şükür ( namaz kılmak gibi.) Namaz kılmadan Allah’a şükretmek mümkün değildir.
9. Namaz, ırk, renk, dil ve milliyet gözetmeksizin müslümanları bir safta toplayarak sosyal eşitliğin en güzel bir uygulamasını gösterir ve sosyal dayanışmayı gerçekleştirir.
10. Namaz, disipline alıştırır. Her gün müntazam olarak aynı vakitlerde kılınan namaz, müslümanı günlük hayatta temiz, düzenli ve disiplinli olmaya alıştırır. Böylece verim ve başarı artar. Hz. Ömer (r.a.) şöyle buyurmaktadır: “ Benim nazarımda en önemli şey namazdır. Kim onu düzenli ve önemseyerek kılarsa, o kişi dinin diğer konularına önem verir. Kim onu kılmaz da geçirirse dinin diğer konularını da yapmaz ve kaybeder.”
11. Namaz, Allah’ın büyük rahmetidir. Bu bakımdan her sıkıntıda Allah’a yönelmek, bir bakıma Allah’ın rahmet ve merhametine sığınmaktır. İbni Abbas (r.a.)’den rivayet edildiğine göre, sıkıntı ve felaket anlarında namaza yönelmek, Hz. Muhammed (s.a.v.)’in olduğu gibi önceki peygamberlerin de adetiydi. Namaz kılan bir müslümanın başına bir bela gelse ve o belaya karşı sabrederse sevap kazanır. Bela sebebiyle hayatını kaybetse, bu onun günahlarına keffaret olur. Bela anında şu ayet okunur: “ İnna lillahi ve inna ileyhi raciun: Hepimiz Allah’tan geldik, yine hepimiz O’na döneceğiz.”
12. Namaz, günahları ve hataları bağışlatıcı ve yok edici bir özellik taşır. Sebebine gelince namaz, Allah ile kul arasında bir ilişki tazelemesi, yeni bir anlaşma, geçmiş günahları temizleyerek yeni bir sayfa açma girişimidir. Günde beş defa normal hayatı durdurarak namaz için Allah’ın huzurunda O’nun emrini yerine getirmenin karşılığı olmaz mı? İşte günahların bağışlanması bu karşılıktan bir parçadır.
NAMAZIN MADDİ FAYDALARI
1. Namaz gözlere şifadır. Gözün hastalıklara yakalanmasının önlenmesi ve hatta yakalandığı mühim hastalıklardan kurtulması için göz egzersizleri, pehrizler ve dinlendirme metodları önerilmektedir. Gözün formunu koruması için, ona kumanda eden organların zinde ve formunda tutulması gerekir. Buna göre tavsiye edilen egzersiz hareketleri namazda vardır. Gözlerin kıyamdayken secde yerine, rükuda ayakların ucuna, secdede burunların kanatlarına, teşehhüde oturma durumunda ellerimize bakması, selamlamalarda da yatay olarak sağa, sola bakışların boyun egzersizleriyle birlikte yapılması, Dr. Harry Benjamin’in kitabında tavsiye edilen hareketlere uygundur. Ayrıca rüku ve secde esnasında vücuttaki kanın başa ve bu arada göze yeterince akışı sağlanmaktadır. Kanın gözleri tamir etmesi, dinlendirmesi, yıkaması gibi fonksiyonlar tamamıyla yerine getirilmiş olur.
2. Namaz kılcal damarlara şifadır. Namaz, sadece ve sadece Allah’ın rızası için yapılan bir ibadettir. Böyle olmakla beraber namazın sporla mukayese edilmesi halinde sporun en mükemmeli ve en şifalısı olduğu gerçeğini de gözardı edemeyiz. Bir kimsenin yaşı 60’ı 70’i aşmış olsa da bunun önemi yoktur. Önemli olan onun damarlarının yaşıdır. Eğer damarları elastikiyetini koruma ve görev yapma bakımından sağlıklı ise bu damar sağlığı faraza 20 yaşındaki sağlıklı normal bir kimsenin damarlarına eşitse o insanın fizyolik yaşı takvime göre 70 bile olsa 20 yaşında sayılmalıdır. Yapılan araştırma- larda yavaş olmakla beraber ahenkli ve tempolu hareketlerin, devamlı yapılmak şartıyla daha şifalı olduğu ortaya çıkmıştır. Namaz da ölçülü ve muntazam ağır başlı hareketleriyle tempolu ve ahenkli oluşuyla varılan ilmi neticelere en uygun olacak şekilde kılcal damarların sağlığını korumaya yarayan bir ibadettir.
3. Namaz, göze ve kılcal damarlara şifa dağıttığı için en başta kalbe de şifa vereceği aşikardır. Namazdaki rüku, secde, oturma ve yeniden ayağa kalkma hareketleri kalbi muntazam olarak yükle yüklemek ve yükünü hafifletmek ve bu arada normal hayatta olduğundan daha derin nefes aldırmak gibi faydaları beraberinde getirir. Görülüyor ki her yaştan insan-lara kolaylıkla ve daha iyi gelişmeler ve iyileşmeler sağlamanın bütün imkanlarını Cenab-ı Hak, namazda kullarına bahşetmiştir.
4. İnsan vücudunun en fazla çalışan organlarından bir türü de mafsallar yani eklemlerdir. Mafsal sağlığının korunması da bu organların sürekli egzersizlerle çalıştırılmasını gerektirir. Namaz esnasında ise hemen hemen tüm mafsallar hem dengeli hem de devamlı olarak çalıştırılmış olur. İnsan vücudunun en çok çalışan organlarından bir türü de mafsallardır. Mafsallarla ilgili hadis-i şerifte, mafsallar için yapılacak şükürler arasında iki rekat kuşluk namazı kılınması da sayılmıştır.Bilindiği gibi kuşluk namazı güneş doğduktan sonra ve
5. Namaz, beyne şifadır. Beynimiz vücudumuzun en üst kısmında yer aldığından, yerçekiminin de etkisiyle zaman zaman kansız kalabilecek durumdadır. Hele bir de beyni besleyen damarların formunu kaybetmesi veya kan şekerinin düşerek beyin beslenmesinin yetersiz kalması neticesini ortaya çıkaran hastalıklar varsa bu beslenme daha da önem kazanacaktır. Bu tehlikelere karşı beyni besleyen damarların formunda tutulması gerekir. Abdest ve namaz ise bu formu koruyan en iyi tedbirleri beraberinde getirmiştir. Kıyam, rüku ve secdeye kapanmak, beyne hızlı ve dozu derece derece artacak şekilde daha fazla kan göndermenin en hassas ölçüler içinde düzenlenmiş bir usulünü bize bahşetmiştir.
6. Bütün ibadetlerde olduğu gibi, namazda da nefse hakimiyet kurma olayı vardır. Namaz, nefse hakimiyeti temin için, ömür boyu yapılan mücadelenin adıdır. Namaz kılanlar, kılmayanlara göre bir irade gücü ve hakimiyeti kazanır. Namaz, manevi ve maddi melekelerimizin Allah’ın sevgisiyle ve korkusuyla (konsantre olma haline) kavuşması, bütünleşmesi demektir. Bu bütünleşme aynı zamanda bütün kainatla, arşla, kürsi ile ve Allah’ın çeşitli tecellileriyle olan bir bütünleşmedir. Böyle bir bütünleşme haline erişilince insanın nefsi artık zorla değil, severek ve isteyerek ruhun ve mananın emrine girecektir. Bu giriş ise iradenin tam zaferi demektir.
7. Namaz kemik erimesine şifadır. İnsanlar yaşlandıkça belli bir yaştan sonra kemik erimesi başlayabilir. Kemiklerdeki kalsiyumun azalması, insanın bir ölçüde küçülmesi, ağrıların devam etmesi ve moral çöküntüsü kemik erimesiyle beraber gelir. Bunun tedavisi için kesin netice veren bir ilaç henüz bulunamamıştır. Ancak D vitaminini arttıracak güneş banyosu, kalsiyumlu yiyecekler (süt, yoğurt,..) ile hergün egzersiz önerilmektedir. Namaz da her yaşta insanın yapabileceği ölçüde bir egzersizi içermektedir. En az günde 40 rekat kılınması halinde her rekat bir dakika hesabıyla kırk dakika vücut kasları, eklemleri ve kemikleri çalıştırılmış olacaktır. Yeterince güneş ve kalsiyum alınmasına ilaveten kılınan namaz, kemik erimesini Allah’ın izniyle önleyecek ya da bu arızayı en aza indirecektir.
8. Namaz, ruhsal hastalıklara şifadır. Bir kimse eğer bir ruhi bunalıma düşmüşse, onu bu duruma düşüren sebebi veya sebeplari bulmak gerekir. Bunun için de hastanın konuşarak içini dökmesi gerekir. Bir kimse sıkıntılarını, inandığı, güvendiği birine örneğin ruh hekimine söylerse, yavaş yavaş normal ruh haline döner. Namaz kılan kişi de, gizli aşikar her halinin Rahman ve Rahim olan Rabbi tarafından en gizli noktasına kadar bilindiğinin idrakine ermekte, teslimiyetle yapılan dualar neticesinde Cenab-ı Hakk’ın tüm dertlere deva vereceğini, tüm hastaları şifaya kavuşturacağı inancı içinde, ruhi tedavinin amacı en iyi şekilde gerçekleşmiş olmaktadır. Euzü besmele, gusül, abdest, zikir, sinirleri yatıştıran ve insanı itidale eriştiren tesirlere sahiptir.
Namaz Vakitlerinin Hikmetleri Nedir?
Yüce Allah, her bir vakit için yeni bir kuvvet çıkarmıştır.
Sonra güneşin yüksekliği, ışığı ve ısısı, zeval vaktinde en üst seviyede bulunduktan sonra yavaş yavaş düşmeye başlar ki Allahu Teala’ya şükür olarak
İkindi vaktinde de güneş birden düşüş zamanına yaklaşır. Bu vakit, insanın en gafletli zamanı olduğundan bu gafletten kurtulması ve güneşin güneşin düşüşe geçmesi karşısında Allah’a şükür olsun diye ikindi namazı farz kılınmıştır.
Güneş battıktan sonra da gündüzün aydınlığının gitmesi ve gecenin başlaması zamanı Cenab-ı Hakk’a şükren
Yatsı namazı da, gecenin karanlığının her tarafı kaplaması sonucu gecenin sıkıntı ve dehşetinden Allah’a sığınmak için farz kılınmıştır.
( R. M. Sabi, Musahabe 3, s. 66)
Beş Vakit Namazı İlk Kılan Peygamberler Kimlerdir?
v
v
v İkindi namazını ilk defa Hazret-i Yunus (a.s.) kılmıştır. Cenab-ı Hakk, onu ikindi vakti üç türlü karanlıktan yani gecenin, denizin ve balığın karnındaki karanlıklardan kurtardığı için şükür olsun diye dört rekat namaz kılmıştı. İşte bu hikmetten dolayı Cenab-ı Hakk ikindi namazını dört rekat olarak farz kılmıştır.
v
v Yatsı namazını ilk defa Hazret-i Musa (a.s.) kılmıştır. Rivayete göre, Hazret-i Musa (a.s.) Mısır’dan çıktıktan sonra yolu kaybetmişti. Ayrıca ailesinden ve kardeşi Harun (a.s.)’dan ayrılmanın üzüntüsü içindeydi. Bütün bunlardan başka azılı düşman olan Fir’avun’u hatırladıkça üzüntüsü artıyordu. Allahu Teala onun bütün sıkıntı ve üzüntülerini giderdi. Hazret-i Musa (a.s.) bu sırada malüm vadinin kenarında bulunuyordu ve vakit yatsıydı. Buna şükür olsun diye dört rekat namaz kıldı. Bu hikmet üzerine yatsı namazı dört rekat olarak farz kılınmıştır.
Bütün peygamberler ömürlerinin sonuna kadar namaz kıldıkları gibi, semadaki melekler de yaratıldıkları günden beri kimi kıyamda, kimi rükuda, kimi secdede, Allah’a ibadete devam ederler. İşte bizlerin ölünceye kadar, meleklerin her çeşit ibadetini içerisinde toplayan ve adı geçen peygamberlerin her birinin her birerini ilk defa, Peygamberimiz (s.a.v.) Efendimiz’in ise hepsini her gün kıldığı beş vakit namazımızı kılmamız ilahi hikmetlere binaen farz kılınmıştır.
NAMAZI KILMAYANLARIN DÜNYADAKİ CEZALARI
Hazret-i Ali (r.a.)’den rivayetle Rasülüllah (s.a.v.) Efendimiz şöyle buyurmuşlardır: “ Bir kimse tembellikle namazını kılmazsa Allahu Teala o kimseye on beş sıkıntı verir:
- Salihlerin defterinden silinir.
- Hayat bereketi kaldırılır.
- Rızkının bereketi kaldırılır.
- Yaptığı hayırlı amelleri kabul olunmaz.
- Duası kabul olunmaz.
- Salihlerin duasından nasibini alamaz.
- Ölürken şiddetli susuzluğa düçar olur.
- Vefatı ansızın olur.
- Ölürken üzerine büyük ağırlık çöker.” Bu sıkıntılar ceza olarak dünyada verilir.
NAMAZI KILMAYANLARIN AHİRETTEKİ CEZALARI
Hazret-i Ali (r.a.)’ den rivayet edilen hadis-i şerifte namaz kılmayanlara verilecek olan sıkıntılardan dokuz tanesini yazdık. Geriye kalan altı tanesi ise şunlardır:
1. Kabir onu sıkar.
2. Kabirde karanlıkta kalır.
3. Münker ve Nekir meleklerine verdiği cevapta kusurlu olur.
4. Kabrinden kalktığında Allahu Teala Hazretleri, o kulundan razı olmadığı halde Cenab-ı Hakk’a kavuşur.
5. Hesabı şiddetli olur.
6. Cenab-ı Hakk’ın afvına mazhar olmadığı takdirde cehenneme sevk olunur.
NEDEN NAMAZ KILMALIYIZ?
Namazın yerini hiçbir şey tutamaz
Yüce Allah’a inandığı ve ümmet-i Muhammed’den olduğunu söyleyen her kişinin namaz kılmakla mükellef olduğu, bu ibadetin yerini tutan başka bir şey olmadığı ve namaz anında yapılan hareketler, rükünlerin sıradan beden hareketleri ile bir tutulmayacağı kesindir.
Ahlaken ve ruhen yükseltir
İmanın alameti olan namaz; insanı vücudu kirlerden (gusül ve namaz abdestiyle) temizler, kalbi nurlandırır, ruhu kuvvetlendirir, kişiyi ahlaken ve ruhen yükseltir, kişiliğini yüceltir, gerçek kulluğa eriştirir.
“Beni anmak için namaz kılın”
Müslüman’ın her vakitte Yaratanı anmaya ve Rabb’ine bir vuslat yolu bulmaya ihtiyacı kaçınılmazdır. Bu ihtiyacını karşılayacak ibadet namazdır. Allah (c.c.) bunu kısa ve net biçimde açıklayarak; “Beni anmak için namaz kıl” (Taha 20/14) buyurmuştur.
Namaz insana enerji verir
Hz. Peygamberimiz (s.a.v.) bir hadisinde; “ Benim mutluluğum namazdadır.” buyurmuş, bu sözüyle namazın, Yüce Yaratıcı ile kulun bir buluşma anı ve O’nun huzurunda O’na münacat, yani Allah’a dua etme, yalvarma halinin huzuru, sevinci, dünya mutluluklarının en güzeli olduğunu anlatmaktadır.
Yaratan’la bağlantı demektir
İbadetler Yaratan’ın buyrukları olduğu için güçleri ve sırları bu maddi alanın ötesine uzanır. Her bir ibadet Yaratan ile bağlantının değişik bir biçimini, yolunu sağlar. İnsan, Allah’a olan bağlılığını; dine olan samimiyetini yanlış veya bilgisiz düşüncelerle zedelemeden, imanını sarsmadan, ciddi bir niyetle Allah (c.c.)’ın istediği ibadetleri hükümlerine (rükün, şart, farz, vacib) uygun olarak yerine getirerek ispat etmelidir. Bu ispat, muhakkak dışa yansıyan, görülen şekil arz edecektir. Yani dindarlık sadece kalp mevzusu olmayıp, biçim ve şekillerle vücudi yönüyle fiilerde de gösterge verir. Allah’ı ve Peygamber’ini (s.a.v.) sevdiğini söyleyen kişi, Allah ile bağlantısını sağlayacak olan namazı kılmadan sevgisini devam ettiremez.
Kul olduğumuzun ifadesidir
Namaz, insanın belli hareketler ve özel rükünlerle Yüce Allah’a kul olduğunu kusursuzca ifade edebilmenin adabıdır. Namaz emrini Allahu Teala yeryüzüne melek aracılığıyla göndermeyip, Mi’rac gecesi Hz. Muhammed (s.a.v.)’i huzuruna yükselttiğinde ona tebliğ etmesi bu ibadetin Müslümanlar açısından ne kadar önem ifade ettiğini gösterir. Mümin, namazıyla Peygamber’i gibi Rabb’in huzuruna yükselir. Bunun için “Namaz müminin mi’racıdır.”
KÖLENİN NAMAZA HÜRMETİ
Salihlerden Ebu Bekir bin Ali’nin bir eşyası kaybolmuştu. Kime verdiğini unutmuş bir türlü hatırına getirememişti. Bir gün namaza durduğu zaman o eşyanın kimde olduğunu hatırladı. Namaz bittikten sonra kölesine: “O kaybettiğim falan kimsededir. Al getir.” der. Köle ise:
“Efendim nice zamandır kime verdiğinizi hatıra getirememiştiniz. Nasıl oldu da hatırladınız?” diye sorar. O da: “ Namaza durduğumda hatırladım.” deyince köle:
“ Efendim namazda teveccüh Cenab-ı Hakk’a olacakken siz o şeye mi teveccüh ettiniz?” der.
Bunun üzerine efendisi kölenin namaza olan bu hürmeti hatırına onu azat eder.
Kur’an-ı Kerim’de “ Namazı dosdoğru kıl. Gerçekten namaz, çirkin utanmazlıklardan ve kötülüklerden alıkoyar. Allah, yaptıklarınızı bilir.” buyuruluyor.
PEYGAMBER (S.A.V.) EFENDİMİZ’DEN DUALAR
“ Allah’ım! Ürpermeyen kalpten, kabul edilmeyen duadan, doymayan nefsten, fayda vermeyen ilimden Sana sığınırım.
Allah’ım! Senden iffetim, dünyam, dinim, aile efradım ve malım hakkında afiyet istiyorum.
Allah’ım! Tembellikten, düşkün ihtiyarlıktan, günahlı yerlerden, borçlanmaktan, kabir azabından, cehennem azabından Sana sığınırım!
Allah’ım! Kötü huylardan, kötü işlerden, kötü arzulardan ve kötü hastalıklardan Sana sığınırım!
Allah’ım! Senden bildiğim ve bilmediğim bütün hayırları dilerim. Bildiğim ve bilmediğim bütün şerlerden de Sana sığınırım.
Ya Rabbi! Bana ilim ver, hilm ile zinetlendir, takva ihsan eyle! Afiyet ile beni güzelleştir.”
ANNE-BABA HAKLARININ ÖDENMESİ İÇİN NAMAZ
Çarşambayı perşembeye bağlayan
7 Fatiha-i şerif,
7 Ayetül kürsi,
5 İhlas-ı şerif,
5 Felak suresi,
5 Nas suresi, okunur.
Bu namazın sevabı anne-babaya gönderilir.